Bir başka dili bilmek, yeni bir iş imkânı sunar, arkadaşlık kurmayı sağlayabilir. New York Times’ın  bir makalesine göre, iki dilli olmak beyninizi güçlendirir ve sizi daha akıllı hale getirir.

İki dil bilen kişiler, yeni kurallara daha çabuk adapte olabilir. Makale, iki dilli küçük çocukları ve bebekleri (ikinci bir dile kayda değer bir şekilde maruz bırakan) tek dilli akranlarıyla karşılaştıran birkaç çalışmayı aktarmaktadır. Çocuklara kural değişikliği olan bulmacalar veya görevler verildi. Daha açık olan ve bu değişiklikleri kabul edenler iki dilli grupta yer aldı.

İki dilli olmak da yaşamın sonraki dönemlerinde bunamadan mahrum gibi görünüyor. Ve ikidilliliğin derecesi ne kadar yüksek olursa, bir insanın öğrenmeye başladığı, yani bilişsel işlevlerini geliştirmede daha iyi olacağı anlamına gelmektedir.

British English yabancı dil okulları olarak öğrenme çağında dil eğitimi alan öğrencilerimizin ileri ki dönemlerde dili unutmamaları için club programları, etkin eğitimler gibi bir çok uygulama ile kalıcı hale getiriyoruz.

“İki dillik” (bilingualism), iki farklı dilde işletişim kurabilme becerisi anlamına gelmektedir. Doğdukları andan itibaren iki farklı dil konuşulan ortamda büyüyen çocuklar doğal bir şekilde iki dili de edinebilmektedirler. Bazı durumlarda üç ya da dört farklı dil konuşulan aile ortamında büyüyen çocuklar söz konusu olmaktadır. Bu gibi durumlar “çok dillilik” (multilingualism) olarak tanımlanır. “Tek dillilik” (monolingualism) ise, yalnızca bir dilin konuşulduğu ortamlarda büyüyen çocukların, bu dilde iletişim kurabilme becerisini ifade eder.

Bazı araştırmacılar, farklı dilleri aynı anda edinmenin çocuğun dil gelişimini yavaşlattığını ve iletişim becerilerinin geri kaldığını ileri sürmektedir. Ancak, bu görüşe karşı çıkan araştırmacılar, özellikle ilk üç yılda beyin gelişminin çok önemli olduğunu ve bu dönemde çocuğun dil ediniminin daha kolay olduğunu ileri sürmektedirler. İki yaşındaki bir çocuğun beyninde, bir yetişkine oranla daha fazla sinaptik bağlantı vardır. Beyindeki bu sinaptik bağlantılar kullanılmadığında kaybedilir. Bu nedenle erken dönemde çocuğa iki farklı dil öğretmenin daha avantajlı olduğu vurgulanmaktadır. Dil edinimi, çocuk doğmadan önce başlar.

Dil ediniminde en önemli basamak “anlama”nın gelişmesidir. Genelde bebeklerin anlaması konuşmasından 6 ay ileridedir. Dolayısıyla, bebek 6 aylık iken hatta doğumundan itibaren iki farklı dile maruz bırakılabilir. Pek çok çocuk doğal bir şekilde iki dili de edinmektedir.

“Dil edinmek” – “Dil öğrenmek” arasındaki fark nedir?

Dil, insanlarda varolan doğal bir yeti sayesinde kendiliğinden edinilir. Her çocuk kendi dilini duyarak ve duyduklarını taklit ederek edinir. Yani ortada bilinçli ve sistemli bir öğrenme-öğretme durumu yoktur. Dil öğrenmek ise, kişinin istemli uğraşısını gerektirir. Öğrenme bir süreçtir ve aktif çaba gerektirir. Okullarda yabancı dil yabancı dil “öğretimi” artık okulöncesi döneme kadar indirgenmiştir. Çocuğa anaokulunda öğretilen yabancı sözcükler başka ortamlarda kullanılmazsa unutulmaya mahkümdur. Oysa “dil edinimi” sürekli devam eder. Ebeveynlerin bu iki durum arasındaki farkı iyi bilmesi ve çocuklarından ne bekleyebileceklerini net olarak kavramaları gerekir. 3-6 yaş arası çocuklara ikinci bir dil öğretmeye çalışmak ile çocuğun doğal olarak iki farklı dil ortamında büyümesi elbetteki aynı şey değildir. Yapılan araştırmalar ikinci dil öğreniminde 4-6 yaştaki çocukların, 7-9 yaş arası çocuklardan daha yavaş ilerlediklerini göstermiştir. Bunun nedeni ise, 4-6 yaş arası çocukların kendi anadillerine hakim olamayışları, öğrendiklerini paylaşacak sosyal ortamın kısıtlı olması ve okuma-yazma becerilerinin gelişmemiş olmasıdır. Pek çok çocuk anaokulunda öğrendiği sözcükleri belli bir süre sonra unutmakta ya da karıştırmaktadır. Ayrıca bu yaştaki çocuklara genellikle tek ya da iki sözcüklü ifadeler öğretilebilmektedir. Bu da çocuğun iletişim ihtiyacını karşılamamaktadır. İki farklı dil konuşulan ortamlarda büyüyen çocuklar ise aktif olarak iki dili de duymaya ve kullanmaya devam ederler. Dolayısıyla edindikleri diller daha kalıcı olur.

İki dili eşzamanlı edinmenin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

İki farklı dili doğal ortamlarda edinmek pek çok yönden avantaj sağlamaktadır. İki farklı dil iki farklı düşünme biçimini geliştirir, çocuk farklı kültürleri tanımanın sosyal avantajlarını kullanır. Eğer çocuk, her iki dili de anadilini konuşan kişilerden duyarak ediniyorsa, bu dilleri aksansız konuşabilir. Ancak bu durum, çocuk her iki dili de eşit olarak duyma ve konuşma fırsatına sahip olursa gerçekleşir. Örneğin, Amerika’da doğup büyüyen bir çocuğu düşünecek olursak, evde ebeveynleri anadilleri olan Türkçe’yi kullanacak, okulda ise öğretmen ve arkadaşlarıyla İngilizce konuşacaktır. Eğer, bu durum süreklilik arzeder, okuma-yazmayı da her iki dilde öğrenir ve kullanırsa, her iki dili de aksansız konuşup, iletişim kurabilecektir. Buna karşın, zamanla evde Türkçe yerine hakim dil İngilizce olmaya başlarsa, ki zamanın büyük bölümünü okulda geçiren çocuk bu dili ev ortamında da kullanma eğilimi gösterecektir, çocuğun dominant dili İngilizce olacak ve Türkçe’deki yeterlilik düzeyi azalacaktır. Bu durum ileride dezavantaja dönüşebilir. İngilizce’yi sonradan öğrenmiş ve bu dile çok iyi hakim olamayan ebeveyn ya da diğer akrabaları ile çocuk arasında iletişim güçlüğü yaşanabilir. İkinci dil edinimi üç yaşından sonra başladığında, çocuk bir süre iki dil arasında bocalayabilir ve ilk edindiği dil gelişiminde yavaşlama olabilir. Ancak belli bir süre sonra çocuk duruma uyum gösterebilmektedir. İkinci dil ediniminin ilkokul dönemine denk gelmesi de çocuğun akademik yaşantısında dezavantaj yaratabilmektedir.

İki dilli çocukların dil gelişimini hızlandırmak için nelere dikkat edilmelidir?

İki farklı dil edinmek durumunda kalan ya da çocuklarına iki farklı dili eş zamanlı edindirmek isteyen aileler, çocuk doğduğu andan itibaren her iki dili de eşit olarak kullanmalıdırlar. Bu konuda uygulanabilecek yöntemlerden biri; çocuklarıyla konuşurken eşlerden birinin bir dilde diğerinin öteki dilde konuşması ve bu konuda kararlı olunmasıdır. Genellikle ebeveynlere kendilerini en kolay ve net ifade edebildikleri dilde konuşmaları önerilir. Ya da ebeveynlerden hangisi ikinci dile daha hakimse o dilde konuşmalıdır. Bir başka yöntem ise, ev ortamında tek bir dilin kullanılmasıdır. Çocuk ikinci dili okul ortamında edinir. İki dilli çocuklar sık sık her iki dili bir arada kulanma eğilimi gösterirler. Örneğin, “annem bana yellow etek aldı” diyen çocuk kendini bir şekilde ifade etmeye çalıştığından, bu gibi durumlarda ebeveynler çocuğu anladığını göstermeli ve doğru model olmak için aynı cümle ya da ifadeyi kendi konuştukları dilde yeniden ifade etmelidir. Dil, kullanma ihitiyacı duyulduğunda geliştirilebilir. Dolayısıyla, çocuğa her iki dili de kullanabilmesi için olanak yaratılmalıdır. O dili konuşabileceği farklı kişiler ve farklı ortamlar sağlanmalıdır. Çocuğun her iki dili de farklı cinsiyetlerden ve değişik yaş (genç, çocuk, yaşlı) gruplarından duyması da yararlı olacaktır. Ebeveynler bu gibi farklılıkları yaratmak için özen göstermelidirler. Evcilik, doktorculuk gibi rol yapmayı içeren oyunlar ebeveynler ile oynandığında çocuğun dil gelişimine çok büyük katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda, ebevynlerin o anda yapmakta oldukları iş ile ilgili konuşmaları da, çocukların görme ve işitme duyularını aynı anda kullanmalarını sağladığından daha etkili bir yol olmaktadır.

İkinci dil öğretimine ne zaman ve hangi durumlarda başlamak uygundur?

Eğer çocuk bilingual değilse, yani ebeynlerinin  anadili ile içinde bulunulan toplumda kullanılan dil aynı ise burada “dil ediniminden” değil “dil öğretiminden” bahsediyoruz demektir. İkinci bir dil öğrenmeye başlama yaşı konusunda da farklı araştırmacılar farklı görüşler ileri sürmektedir. Bazıları çocuk kendi anadilini tam olarak edinmeden ikinci bir dil öğretmenin anadilin edinimini gerilettiğini ileri sürmektedir. Burada esas olan nokta şudur; 3-6 yaş arası bir çocuk kendi anadilinde anlaşılır olarak isteklerini, duygu ve düşüncelerini ifade edebiliyor, soru sorabiliyorsa, ikinci dil öğretmeye çalışmanın olumsuz etkisi olmayacaktır.

Ancak, daha önce de belirtildiği gibi, yapılan araştırmalarda 3-6 yaş arası ikinci dil öğretilen çocuklar ile 8-12 yaş arası ikinci dil öğretilen çocuklar karşılaştırıldığında, büyük yaştaki grubun daha hızlı bir şekilde öğrendiği, ayrıca öğrenilen dilde unutmanın daha az olduğu görülmüştür. Bu araştırma, okulöncesi dönemde ikinci bir dil öğretmenin büyük avantaj sağlamadığına işaret etmektedir. Aynı araştırmada yetişkinlik dönemi ile 8-12 yaşlar karşılaştırıldığında, bu kez yaş ilerledikçe dil öğrenmindeki başarının azaldığı görülmüştür.

Dolayısıyla, ikinci dil öğretmek için en uygun yaşlar ilköğretim yıllarına denk gelmektedir. Aynı çalışma ve yapılan diğer benzer çalışmalar, okul yıllarında öğrenilen bilgilerin yetişkinlik döneminde kullanılmaması halinde hızla unutulduğunu da göstermiştir. Okulöncesi dönemde, kendi anadilini kullanmakta sıkıntı yaşayan çocuklar söz konusu olduğunda, ikinci dil eğitimi vermek çocuğun daha fazla problem yaşamasına neden olabileceğinden önerilmemektedir.

Anadilini çok rahat kullanarak kendini ifade etme becerisine sahip olan çocuklarda ise ikinci dil öğretiminin olumsuz bir etkisi yoktur. Hatta bir çok araştırma anadilini normal süreçlerde edinmekte olan çocuğa ikinci dil öğretmenin, çocuğun ikinci dile daha hakim olabilmesini kolaylaştırdığını, her iki dilde düşünebilme yetisini geliştirdiğini göstermiştir.

Çocuklar için uyguladığımız eğitim programlarımız için bize ulaşabilirsiniz..